BİLİŞİM TEKNEOLOJİLERİNİN TOPLUMDA PEKİŞTİRDİĞİ KAVRAMLAR

Ahmet Oral
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
oralahmet@ttnet.net.tr
Giriş
BİLİŞİM TEKNEOLOJİLERİNİN TOPLUMDA PEKİŞTİRDİĞİ KAVRAMLAR
Saat, Dakika ve Saniye
 
 
Tarih sahnesine çıktığı dönemden
itibaren temel içgüdüleri ile
hareket edip, elde ettiği bilgileri
kullanarak hayatta kalmaya başaran
insanoğlunun ürettiği en önemli sanal
kavramlardan biri de zamandır. Düzenli
ve dönemli gök olaylarının gözlemlenmesiyle
ortaya çıktığı bilinen zaman
kavramı kullanıldığı oranda anlam kazanmış,
gözlemlenen her evreli olay
da bir zaman ölçü biriminin esasını
oluşturmuştur.
Bin yıllar boyunca insan yaşamını
doğrudan etkileyen; bir yılın kaç ay
ve bir ayın kaç gün olduğu konusunda
genel bir uzlaşma sağlanabilmesi için
epeyce uzun bir süre geçmiş olmasına
karşılık, Sümerlerin 60 tabanlı sayı
sisteminin ürünü olan bir saatin kaç
dakika, bir dakikanın da kaç saniye
olduğu konusunda pek de fazla tartışma
çıkmamıştır. Bunun nedeni söz
 
KAVRAMLAR:
 
konusu zaman dilimlerinin o dönemin
güncel yaşamında pek de fazla anlamlı
olmamasıdır.
Güneşin doğuşundan batışına kadar
geçen süreyi, bıraktığı gölgeyi izleyerek
yaşamını düzenleyen, zamanlamasını
da buna göre yapan insanoğlunun,
zamanı doğru belirleme ve geçen
süreyi daha duyarlı ölçme gereksinimi
dünyayı keşfetme serüveniyle birlikte
başlamış, doğanın sırlarını öğrenip
yaşamını kolaylaştıracak teknolojileri
ürettikçe de daha küçük zaman dilimlerini
kullanıp önemini anlar hale
gelmiştir.
Saatlerin
Anlamlanması: Telgraf
Belirli bir zaman diliminde yapılan işin
hassas olarak ölçülmesi gereksinimini
ilk duyanlar denizciler olmuştur. Bütün
dalgaları birbirine benzeyen denizlerde
yaşamlarını sürdürebilmeleri hangi
elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 49
konumda olduklarını bilmelerine bağlı
olduğundan, bu amaçla özel yöntemler
geliştirmişlerdir. Her otuz saniyede
bir altüst ettikleri kum saatlerini kullanarak,
belli aralıklarla düğümledikleri
halatlarını suya bırakıp küpeşteden
geçen düğümleri sayarak hızlarını
bulmuşlar, her dört saatte bir altüst
ettikleri kum saatleri ile de toplam
seyir sürelerini belirleyip konumlarını
hesaplamışlardır. Saatte yapılan deniz
milinin ölçüsü olarak adlandırılan
Knot (Düğüm), günümüzde denize
halat bırakmak yerine GPS kullanılarak
ölçülse de adını hala korumakta,
insan hayatı ile ilgili zamana bağlı
bilgi birikimin değerini yitirmediğini
göstermektedir.
Batlamyus’un 2. yüzyılda çizdiği haritasını
yeterli görmeyip okyanuslara
açılan denizcilerin keşfettiği dünyanın
ayrıntısı kum saati ile ölçülemeyecek
kadar
l a hassas
fazla
mek
olduğundan,
nik saati ima
taşınabilir
edecek o
en
la-
na 18. yüzyılın en büyük teknoloji ödülü
vaad edilmiş, günde saniyenin üçte
biri kadar hata yapan saati imal eden
John Harrison’a verilen 8750 sterlinlik
ödül, 1773 yılında okyanuslarda geçen
saniyelerin değerinin oldukça pahalı
olduğunun bir göstergesi olmuştur.
Denizcilere göre çok daha güvenli olan
karadakilere zamanın değerini öğreten
ise yine aynı yıllarda başlayan Sanayi
Devrimi olmuştur. “Vakit Nakittir”
özdeyişin ortaya çıktığı bu dönemde
emeğin değeri saat ile ölçülmeye
başlanmış, birim zamanda yapılan işi
artıran her buluş kısa sürede uygulamaya
konulmuştur. Bu sıralarda geliştirilip
kullanılmaya başlanan elektrikli
telgraf, sadece Atlantik Okyanusu’nun
iki yakası arasında haftalar süren haberleşmeyi
dakikalar mertebesine
indirmekle kalmamış, gelecek 150
yılda dünyayı küresel bir köy haline
getirecek iletişim teknolojilerinin de
başlangıcı olmuştur.
Yüzyıllar boyunca muvakkitlerin yaptığı
zaman ölçümleriyle yetinen ve günlük
yaşamını buna göre düzenleyen Osmanlı
toplumu, Sanayi Devriminin en
önemli öğretilerinden biri olan zamanın
ekonomik değerini telgrafın telleri
sayesinde öğrenmiştir. Telgraf kabul
belgelerinin üzerlerine vurulan damgalarla
saatler kaydedilir hale gelmiş
ve ülkede ilk defa süreye bağlı hizmet
verilmeye başlamıştır.
Telgraf kullanımının en önemli etkisi
ise oldukça yavaş işleyen Osmanlı
bürokrasisi üzerinde olmuştur. Beylerbeyi
Sarayında 1847 yılında
ve ülkede ilk defa süreye bağlı hizmet
yapılan ilk telgraf gösterisinde
başlarına geleceği sezinleyen
ve telgrafı Hünkarın
Müzeviri olarak adlandıran
o dönemin bürokratları, bu
teknolojinin ülkeye girişini
olabildiğince geciktirmişler,
ancak Kırım Savaşının yarattığı
koşullar nedeniyle Varna-Balaklava
arasına tesis edilecek denizaltı
telgraf kablosuna izin vermek
zorunda kalmışlardır. Devamında
tesis edilen hatlarla oldukça
Telgraf kullanımının en önemli etkisi
ise oldukça yavaş işleyen Osmanlı
bürokrasisi üzerinde olmuştur. Beylerbeyi
Sarayında 1847 yılında
yapılan ilk telgraf gösterisinde
başlarına geleceği sezinleyen
ve telgrafı Hünkarın
Müzeviri olarak adlandıran
o dönemin bürokratları, bu
teknolojinin ülkeye girişini
olabildiğince geciktirmişler,
ancak Kırım Savaşının yarattığı
koşullar nedeniyle Varna-Balaklava
arasına tesis edilecek denizaltı
telgraf kablosuna izin vermek
zorunda kalmışlardır. Devamında
tesis edilen hatlarla oldukça
50 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007
gelecek
150 yılda
dünyayı küresel
bir köy haline
getirecek iletişim
teknolojilerinin de
başlangıcı olmuştur.
Dakikayı
Somutlaştıran Hizmet:
Telefon
kısa sayılabilecek bir sürede yaygınlaşan
bu hizmet, bürokratik işlemlerin
önemli ölçüde hızlanmasını sağladığı
gibi merkezi hükümetin gücünü de
artırmıştır.
na yardımcı olmuştur. Telgrafın diğer
raf, yepyeni bir Cumhuriyetin doğuşutorluğun
yıkılışını engelleyemeyen telg-
Getirdiği yeniliklere rağmen bir imparaönemli
bir etkisi ise Türkçeleştirmekle
hala uğraştığımız batı kaynaklı teknoloji
terimlerinin yaygın olarak dilimize
girmesine neden olmasıdır.
New Haven’da 28 Ocak 1878 tarihinde
hizmete verilen 21 hatlık ilk manuel
santralın aboneleri, sadece yıllık abone
ücreti ödeyip istedikleri kadar konuşma
olanağına sahip olmasına karşılık,
18 Ekim 1892 tarihinde hizmete verilen
New York-Chicago devresinden
yapılan görüşmelerin dakika başına
ücretlendirilmesi, günlük yaşamda
pek de önemsenmeyen bir zaman
dilimine ilk defa ekonomik bir anlam
yüklemiştir. Elektrikli telgraf,
sadece Atlantik
Okyanusu’nun iki
yakası arasında
haftalar süren
haberleşmeyi
dakikalar mertebesine
indirmekle kalmamış,
Telefon operatrislerinin kendisine
öncelik tanımamasına kızan cenaze
levazımatçısı Strowger’ın tasarladığı
ilk otomatik telefon santralının 3
Kasım 1892 tarihinde hizmete verilmesiyle
başlanan aracısız haberleşmenin
getirdiği en önemli yenilik ise
telefon hizmetinin ücretlendirilmesinde
kontör gibi yeni bir kavramı ortaya çıkartmasıdır.
için ücret ödeyenlerin, dolayısıyla dakikanın
önemini anlayanların sayısının
22 yılda azımsanamayacak bir düzeye
çıkmasıdır.

Ü y e m ş ü r ö g ı s a r a r e l r i h e ş e d z i m e k l Ülkemizde şehirlerarası görüşmeye e

1929 – dik başlanabildiği 1929 yılında yılında başlanabildiği dikkate

için dakikalar kate alındığında, alındığında, dakikalar için

ü a l y ı s ı y a l o d , e d e m e d ö t r c ücreet ödemede, dolayısıyla

dakikaların değerini dakikaların değerini anlamada anlamada

37 olduğu gecikmenin bir 37 yıllık yıllık bir gecikmenin olduğu

o a a y n ü D . r ı d a t k a m k ı ç a y a t orrtaya çıkmaktadır. Dünyadda

t y e m l i r e v n i n i t e m z i h n o f e l teelefon hizmetinin verilmeye e

b t e m z i h u b a d r a l l ı y ı ğ ı d n a l ş baaşlandığı yıllarda bu hizmeti i

İnsanoğlunun binlerce yıllık emeğinin
22 yılda azımsanamayacak bir düzeye
kikanın önemini anlayanların sayısının
için ücret ödeyenlerin, dolayısıyla da-
Bunun diğer bir anlamı ise dakikalar
abone sayısı 2,2 milyona ulaşmıştır.
yılına gelindiğinde dünyadaki telefon
loji kısa sürede yaygınlaşmış ve 1900
ürünü olan konuşmayı ileten bu teknooldukça

bir gören sakıncalı oldukça sakıncalı gören bir yöne- yönet

e d n ü z ü y ı s a m l o a d n ı ş a b ş i n i m i timin işbaşında olması yüzünden n

a n a d n ı n a l i n i t e y i t u r ş e M . I I k c anncaak II. Meşrutiyetin ilanından

s ı n a l l u k n u n u a k e d e k l ü a r n soonra ülkede kammunun kullanı–

mına h b a mına açılan çılan bu u hizmet, izmet, Cum- Cumh

ğ ı d l a e l e e l k i l e c n ö n t e y i r huuriyetiin öncelikle ele aldığı ı konulardan biri olmuş, üstelik 1926

yılında Ankara’da kurulan 2000 hatlık
otomatik telefon santralı döneminin
ilkleri arasında yer almıştır.
Bununla birlikte, dakikalar için ücret
ödeyenlerin sayısının istenilen
oranlara ulaşması oldukça uzun bir
zaman almıştır. Uzun bekleme sürelerinin
kısaltılması amacıyla gerekli olan
kaynağın yaratılması için konuşma
sayısını ölçen kontör, süre de ölçer
hale getirilmiş ve şehiriçi haberleşmesinde
dakika başına ücret ödenmeye
başlanmıştır. Süresi ve fiyatının belirlenmesi
için özel mevzuatı bulunan
kontör kelimesini günlük konuşma
dilinde kullananların sayısının GSM
teknoljisi sayesinde ülke nüfusuna
yaklaşmış olması telefon hizmetinin
yeterince yaygınlaştığını göstermekle
birlikte, sayıcı anlamındaki bir kelimenin
süre anlamında kullanılıyor
olması, teknolojiyi kullanmanın onu
özümsemek anlamına gelmediğini de
açıklamaktadır.
En Pahalı Sanal
Malzemeyi Yaratan
Haberleşme Aracı:
Telsiz
Matematik teorisi Maxwell tarafından
geliştirilen, ilk deneysel çalışmaları ise
Hertz tarafından yapılan elektromagnetik
dalgaların haberleşme amacıyla
kullanılabileceğini düşünen Marconi,
bu fikrini ülkesinin bürokratlarına kabul
ettiremediğinden İngiltere’ye göç
etmek zorunda kalmıştır. O dönemde
bütün okyanuslarda bayrak gezdiren
İngiltere, bu teknolojinin deniz
haberleşmesinde kullanılabileceğini
öngörmüş ve Marconi’nin tasarladığı
düzenek ilk olarak bir fener gemisine
kurulmuştur.
Atlas Okyanusu’nun iki yakası arasında
n l ” a oluş
Mors
n “s
kodunda
harfinin i
sadece
etilmesi
3
d
noktadan
en sonra
değeri daha da iyi anlaşılan bu teknoloji,
Titanic faciasından sonra yaygın
olarak kullanılmaya başlanmış, sonuçta
da elektromagnetik dalga frekansları
dünyanın en pahalı sanal malzemesi
haline gelmiştir.
Buluşunu önemli bir getiri aracına
çevirmekte gecikmeyen Marconi’nin
1912 yılında Okmeydanı’nda kurduğu
verici istasyonu sayesinde telsizi
uzaktan da olsa görmeye başlayan
İstanbullular, bu teknolojinin getirdiği
yeniliklerden faydalanmak için
1927 yılına kadar beklemek zorunda
kalmıştır.
Kurtuluş Savaşının telgrafın telleri ile
Telefon Şirketi, “Alo, alo, Muhterem
miştir. Talimatıyla kurulan Türk Telsiz
yonun işlevini sezinlemekte gecikmeönem
veren Büyük Önder Atatürk, radkazanıldığını
belirtecek kadar iletişime
Samiin” sözleri ile başlattığı radyo
yayınlarında
dinleyicilerine dünyada
olup bitenleri aktardığı gibi, 1 Ocak
1926 tarihinden itibaren bütün ülkede
kullanılmaya başlanan Uluslararası
Saat Sistemine (UTC) göre saat ayarı
d
ğ u d n u l u a d n u n u ğ u r o t r a p m l n a m
a ve
ı
r
İ
meye
a
baş
l
lamıştır. Ara
b
larında Os
u
22 ülkenin temsilcileri 1884 tarihinde
toplanan konferansta Uluslararası
Saat Sistemini kabul etmiş, ancak o
elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 51
dönemin koşulları yüzünden ülkede
hemen uygulamaya konulamayan bu
sistem 1912 yılından itibaren sadece
resmi işlerde kullanılmaya başlanmıştır.
Devletin a la Franca, milletin a la
Turca saat kullanılmasına neden olan
bu durum Büyük Önder Atatürk’ün
gerçekleştirdiği devrimle ortadan
kaldırılmış ve ülkenin dünya ile senkronizasyonu
sağlanmıştır. Bunun geniş
kitlelere ulaştırılması yine Onun talimatıyla
başlanan radyo yayınları sayesinde
olmuş, bu sorumluluğu daha sonra
üstlenen TRT ise, kendi saatini kendi
üretecek kadar duyarlı davrandığından
verdiği saat ayarı resmi dokümanlarda
esas alınır hale gelmiştir.
Telefon hizmetinde olduğu gibi ilk yıllarında
yıllık ücreti ödenerek alınabilen
bu hizmet giderek ücretsiz hale gelmiş,
bu hizmeti sağlayan teknolojinin
çift yönlü haberleşmede kullanılması
uzunca bir süre belli kuruluşların tekeline
bırakılmıştır. Sadece dinleyerek
yetinmek durumunda kalan kullanıcılar
nıp satılmasını beklemek durumunda
düzenlemeyi, sonra da kontörlerin alıkarşılıklı
konuşabilmek için önce yasal
kalmışlardır. Yaptığı İşe Saniyelerin
Yetmediği Teknoloji:
Bilişim Teknolojisi
Önce sayıların ve harflerin, daha
sonra sesin, resmin ve görüntünün
“bit”lere dönüştürülüp işlenmesini
ve iletilmesini sağlayan bilişim teknolojisinin
en önemli katkılarından biri
saniyelerin milyarlarca işlem yapacak
kadar uzun bir zaman dilimi olduğunu
göstermesidir.
Hesap yapmada abaküs, uzaklarla
haberleşmede ise ateş kullanılarak
başlayan bu serüven, 20. yüzyılın
son çeyreğine gelindiğinde elektronları
ve fotonları yönetecek kadar bilgi
birikimi sağlamış ve geliştirilen bilişim
teknolojileri ile oluşturulmaya başlanan
Küresel Bilgi Altyapısı (GII), toplumları
Bilgi Toplumu haline dönüştüren “Sayısal
Devrim”e neden olmuştur.
Bu süreci yaşayan toplumlar saniyeler
mertebesinde erişilen bilgi sayesinde
önemli değişikliklere uğramış, bu
süreci yaşayamayanlar ise “Sayısal
Uçurum”un ötesinde kalmaya mahkum
olmuştur.
20:44
Pazar 24 Temmuz 2005
20:44
Sayısal Devrim’in başlamasını
sağlayan
altyapının Küresel Bilgi Altyapısı
(GII) olarak adlandırılması ilk defa
dönemin ABD Başkan Yardımcısı Al
Gore tarafından, Mart 1994 tarihinde
yapılan Birinci Dünya Telekomünikasyon
Geliştirme Konferansında ortaya
atılmıştır. Yaptığı konuşmada; “İletileri
ve görüntüleri her kıtadaki en büyük
şehirden en küçük köye kadar ışık
hızıyla taşıyan küresel bilgi şebekesi”
olarak tanımladığı bu bilgi otoyolunun
inşaatında uygulanacak prensipleri de
belirtmiştir. Özel sektörden yararlanılması,
serbest rekabetin sağlanması,
esnek düzenlemeye gidilmesi, ayrımsız
erişim ve evrensel hizmet sağlanması
şeklinde sıralanan bu prensiplere sıkıca
sarılan yeni operatörler hızla gelişeceğine
inandıkları bilişim pazarından
daha çok pay almak için olağanüstü
yatırımlara girişmişlerdir.
52 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007
Bu görüşlerin ortaya atıldığı dönemdeki
bilgi iletim araçları olan telefon,
televizyon ve data hizmeti için mevcut
yolları oldukça yeterli bulan ve bunların
otoyol haline getirilmesi önerisine
pek de olumlu yaklaşmayan baskın
telekom operatörleri, 1988 yılından itibaren
ABD’den trafiğe çıkan İnternetin
yollarda daha sık görülmesiyle birlikte
bu görüşlerinin doğru olmadığını kısa
sürede anlamışlardır.
Bilgi toplumuna geçiş sürecinin
başlayabilmesi için bu otoyolun her
yerleşim birimine kadar uzatılması ve
bilgi taşıyacak araçları her isteyenin
kullanabilmesi gerektiğine öncelikle
inanan ülkeler genellikle otoyol yapımını
ve kullanılacak araçların üretimini
serbest rekabet içinde özel şirketlere
yaptırmak şeklinde bir tercih kullanmış,
düzenleyici kuruluşlar ise bu işle ilgili

şartnameleri hazırlayıp ihaleleri gerçekleştirmişlerdir.

İnternete geniş band erişim olanağı
bu otoyolda en hızlı bilgi taşıyan
teknolojisi yardımlarına yetişmiş ve
ları daha da kıymetlendirecek DSL
değerli mal varlığı olan bakır kablozorunda
kalsalar da, ellerindeki en
anahtarlama şebekelerini terk etmek
hizmetleri için ayrı ayrı oluşturdukları
ratörler olmuştur. Ses, veri ve görüntü
de en avantajlı olan yine baskın ope-
Her müteşebbise açık olan bu ihalelersağlamıştır.
Çevirmeli bağlantı ile saniyede en fazla
64 kbit/s’lik erişim hızına ulaşabilen
kullanıcılar ise, teorik olarak 9 Mbit/s
hızında erişim sağlayan bu teknolojiyi
rin ölçüldüğü en yaygın hizmet haline
yada 139 milyon abonesi ile saniyelehizmet,
2005 yılı sonu itibariyle Düngöstergelerden
biri haline gelen bu
durumunun belirlenmesinde başlıca
Toplumuna geçiş sürecinde ülkelerin
ödeyerek kullanmaya başlamıştır. Bilgi
saniyede indirdikleri bilgiye göre ücret
gelmiştir.
Hesap yapmada abaküs,
uzaklarla haberleşmede
ise ateş kullanılarak
başlayan bu serüven, 20.
yüzyılın son çeyreğine
gelindiğinde elektronları
ve fotonları yönetecek
kadar bilgi birikimi
sağlamış ve geliştirilen
bilişim teknolojileri ile
oluşturulmaya başlanan
Küresel Bilgi Altyapısı,
toplumları Bilgi Toplumu
haline dönüştüren
“Sayısal Devrim”e neden
olmuştur. Bilgi Toplumuna geçiş için bilgi
otoyolunun inşa edilmesinin gerekli
olduğunun söylendiği yıllarda, bilgi
taşıma araçlarını kullanmada Dünyada
29. sırada olan ülkemizin gün
geçtikçe daha alt sıralara düşmesi
ve geniş bant internet erişimine sahip
olanların sayısının 2 milyon civarında
olmasının nedeni, dakikalar için
para ödemeyi göze alanların henüz
saniyeler için para ödemeye hazır
olmamasıdır. Ortalama bir bilgisayar
fiyatının 3 aylık asgari ücret düzeyinde
olmasının yanında, saniyede erişilecek
bir bilgiye henüz gereksinim
duyulmaması ile açıklanabilecek bu
sonuç, ülkemizde karayolu taşıtları
için inşa edilen otoyolların durumunu
ile oldukça benzeşmektedir.
Konu ile ilgili karar sahibi durumunda
olan kişi, kurum ve kuruluşlarca da
bilinen bu durumun düzeltilmesi yönünde
hazırlanan ve 2010 yılını hedef
alan stratejiler, uygulama planları,
başlatılan yatırımların ve teşviklerin
sonuçları önümüzdeki dönemde görülecek,
toplumumuzda saniyelerin
değerini anlayan bireylerin ne oranda
artıracağı anlaşılacaktır.
Bu çalışmalarda gözden kaçan önemli
husus ise kişisel haberleşme (konuşma)
aracını kemerinde taşıyacak kadar
seven bireylerin, gezerek konuşma
alışkanlığından nasıl vazgeçirilip
bilgisayarın karşısına oturtulacağıdır.
Vatandaşlarının ekonomik durumu ve
eğitim düzeyi bize göre daha iyi olan
Yunanistan’da, AB tarafından yapılan
katkılar ve zorlamalara rağmen geniş
bantlı İnternet erişim oranının oldukça
gerilerde olması, buna karşılık aynı
gelir düzeyindeki Güney Kore’nin bu
yarışta ikinci gelmesi bu sorunun
hiç de küçümsenmemesi gerektiğini
göstermektedir.
Bu alışkanlığa sahip bireyler için
çözüm olabilecek 3. Nesil GSM
şebekesinin ülkede kurulmasının
geciktiği ve gezgin kullanıcılara yüksek
hızda İnternet erişimi sağlayacak
sistemlerinin denenmesinin aylardır
sonuçlanmadığı göz önüne alınırsa,
bu alışkanlığın hedefleri yakalamada
bazı gecikmelere neden olabileceğini
göstermektedir.
Sonuç
Endüstrileşmiş toplumların, bilişim
teknolojilerini kullanmada da oldukça
ön sıralarda olması, bu teknolojilerden
üst gelir düzeyine sahip olanların faydalanabildiğini
göstermekle birlikte, bu
durum bilişim teknolojileri kullanılarak
toplumun refah düzeyinin artırılabileceği
gerçeğini yadsımamaktadır. Ülkede
bürokratik işlemleri azalttığı tarihsel
bir gerçek olan bilişim teknolojilerinin
üretim artışını sağlayacak şekilde kullanılması
halinde, dakikalar için ücret
ödeyen topluma geçişin sağlanması
ödeyen toplumdan saniyeler için ücret
oldukça yüksek bir olasılıktır.
Buna karşılık, en çok önemsenen
projenin “e-Devlet” adını taşıması
ve işlerin kamu kuruluşlarına havale
edilmesi, daha önce yaşandığı gibi
farklı iki zamanlama sistemi oluşacağı
elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 53
izlenimi de vermektedir. Devletle olan
işlerini saniyelerle görmesi beklenen
yurttaşların, günlük yaşamlarında da
saniyeleri kullanmasını sağlayacak
programların uygulanması faydalı
olacaktır.
Kaynaklar
1- Telekomünikasyon Kurumu Web
Sayfası http://www.tk.gov.tr
2- ITU Web sayfası http://www.itu.int
3- OECD Web sayfası http://
www.oecd.org
4- Bektaş, Yakup, “The Sultan’s Messenger”,
Technologie and Culture,
October 2000, Vol.41
5- Huurderman, Anton A., “The Worldwide
History of Telecommunications”,
Wiley-Interscience, 2003
6- Sobel, Dava, Andrewes D., Andrews,
W.J.H. “Boylam”, TÜBİTAK
Popüler Bilim Kitapları, 1998
7- Tanrıkut, Asaf, “Türkiye Posta ve
Telgraf ve Telefon Tarihi ve Teşkilât ve
Mevzuatı”, Ankara 1984 <
Bu yazı Uncategorised kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir