ENERJİDE KARANLIK MİRAS

ENERJİDE KARANLIK MİRAS
 
ELEKTRİK MÜH ODASI
seçimler öncesinde yaptığı
basın açıklamasıyla enerji
alanında gelinen kritik eşiği ortaya
koydu. “AKP Hükümeti döneminde,
çok sayıda kurum ve uzmanın yaptığı
uyarılara karşın enerji alanında gerekli
yatırımların yapılmaması, Türkiye’yi
seçim sonrasında karanlık bir döneme
girme riskiyle karşı karşıya bırakmıştır”
denilen açıklamada, seçim sonrasında
elektrik fiyatlarına da yüksek oranda
zam yapılması beklendiğine dikkat
çekildi.
EMO’nun açıklamasında, resmi kurumların
yaptığı hesaplamalara göre
Türkiye’yi en iyi olasılıkla 2009 yılında
karanlık günlerin beklediği belirtilirken,
şöyle denildi:
“Ancak bu varsayım bile DSİ’nin
inşa halindeki santrallarının tamamlanması,
otoprodüktörlerin sisteme
elektrik satışı yapması, EPDK’dan
alınan lisansların öngörülen tarihlerde
devreye girmesi gibi iyimser senaryolara
dayanmaktadır. Bu nedenle 2008
yılında hatta bu yılın sonbaharında Türkiye’nin
elektriksiz kalma riskiyle karşı
karşıya olduğu görülmektedir. Özellikle
seçim öncesi elektriklerin kesilmemesi
talimatı verilmesi nedeniyle santralların
da zorlanarak çalıştırıldığı belirtilmektedir.
Tüm bu zorlamalara karşın mızrak
çuvala sığmamakta, bölgesel elektrik
kesintileri yaşanmaktadır.”
Açıklamada, 4.5 yıllık süre içerisinde
enerji alanında yaşananlar şöyle
sıralandı:
Elektrik Mühendisleri Odası,
“• Kamu zararına sözleşmeleri
feshedeceği vaadini rafa kaldıran
AKP Hükümeti, pahalı elektrik alımına
devam etmiştir.
elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 93
• Enerji alanındaki bu sözleşmelere
yönelik yargının verdiği kararları
uygulamayarak, bu yargı kararlarını
kamu zararına yok sayacak biçimde
yeni yasalar çıkarılmıştır.
• Kamunun yatırım yapmasını yasaklayan
4628 sayılı Elektrik Piyasası
Yasası’na biat edilerek, enerji
alanındaki yatırımlar sekteye uğratılmıştır.
4-5 yıllık dönem boyunca
özel sektörün hayata geçen yatırımları
yıllık ortalama 700 megavat düzeyine
bile ulaşamamaktadır. 2002-
2006 arasındaki 4 yıllık dönemde
serbest üretim şirketlerinin kurulu
gücü 2790 megavatla Türkiye’nin
toplam kurulu gücünün ancak
yüzde 6.9’una ulaşmıştır. Oysa bakanlığın
yüzde 6.3’lük düşük talep
senaryosuna göre yıllık 2000-2500
megavat gücünde yatırım yapılması
gerekmektedir. Özel sektörün yıllık
yapılması gereken yatırım tutarına
ancak 4 yılda ulaşabildiği görülmektedir.
Bu olumsuz gidişata
karşın hiçbir önlem alınmamış
ülke karanlık tehlikesiyle baş başa
bırakılmıştır.
• Özel sektör zaten sınırlı olan
yatırımlarını yalnızca alım garantili
rüzgar ve hidrolik santrallara y
öneltmiş,
elektrikte arz güvenliği özel
sektörün ticari tercihlerine terk edilmiştir.
Yani enerji alanında gereken
bütün yatırımları yapması beklenen
özel sektörün yalnızca hidrolik ve
rüzgar
k ğ güvenli
santrallarına
i açısından i
yönelmesi,
incil bir teh
arz
dit
unsuru oluşturmaktadır.
• Elektrik kesintisi riskine karşı
ithal kömür santrallarına lisanslar
dağıtılmasıyla da Türkiye açısından
ikinci bir kayıp noktası

yaratılmaktadır. Kendi yerli kömür kaynakları değerlendirilmezken,

zaten doğalgaz nedeniyle dışa
bağımlılığı yüksek olan Türkiye’nin
bir de ithal kömür bağımlısı hale
getirilmesi kabul edilemez.
• Kamu zararına alım garantili
sözleşmelere bu hükümet döneminde
rödevansla yaptırılacak
olan kömür santralları da eklenmiştir.
Alım garantilerinin Türkiye
açısından yarattığı açmaz halen
devam ederken, enerji alanında
yeni habisler yaratılmasını anlamak
mümkün değildir.
• Doğalgaz bağımlılığı giderek
artan Türkiye’nin elektrik sıkıntısını
çözmek için özel sektörün
isteği doğrultusunda yapımı kolay
ve görece ucuz olan doğalgaz
santrallarına ve alım garantilerine
göz kırpılmaktadır. Bu durum hem
ülkenin enerjide dışa bağımlılığını
daha da artırması, hem de yeni mali
yükümlülükler getirecek olması nedeniyle
büyük bir yanlış olacaktır.
• Dengeleme ve uzlaştırma sistemiyle
kamunun, dağıtım ve iletim
hatları kullanım bedelleri gibi çeşitli
işletme giderleri dahil olmak üzere
tüketiciye 10-11 Ykr’ye sattığı elektrik
fiyatları serbest piyasa denilen
94 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007
karaborsada 15-16 Ykr’leri dahi
aşmaktadır.
• TETAŞ’ın ikili anlaşmalar ile
özel sektörden elektrik almak için
açtığı ihale ise büyük bir hüsran
yaratmıştır. Özel sektör TETAŞ’ın
alım yapmak istediği elektrik talebinin
yüzde 25’lik kısmına yanıt
verirken, bu talebi karşılamak için
de karaborsa fiyatlarının üzerinde
fahiş fiyatlar talep etmişlerdir.
• Enerji alanındaki başı boşluk
yalnızca üretim alanında değil,
ne yazık ki tüketim alanında da
sürmektedir. Ülkemiz ucuz, ancak
sistemden yüksek enerji çeken
ve sağlıksız klimalarla adeta bir
klima çöplüğü haline getirilmiştir.
Sistemden yüksek enerji çeken
bu klimaların kullanımı nedeniyle,
puant talep kış aylarından yaz
aylarına kaymıştır. Hatta puant
saatlerde bile değişiklikler dikkat
çekmektedir.”
Açıklamada, özelleştirme amacıyla
yaratılan parçalı yapı içerisinde enerji
alanında faaliyet gösteren tüm kamu
kuruluşlarının zincirleme şekilde
birbirlerine borçlu konuma geldiği
belirtilirken, “Bu borçlar kartopu gibi
büyümekte, BOTAŞ personel maaşı
ödemek için kredi bulmak zorunda
kalmaktadır” denildi. Elektrik faturalarına
seçim hatırına yansımayan zammın,
seçim sonrasında mutlak gündeme
geleceği ifade edilen açıklamada,
“AKP Hükümeti’nin destekçisi IMF,
elektrik zamları konusunda bundan
önceki hiçbir hükümete göstermediği
bir ayrıcalıkla seçim sonrasını beklemektedir”
görüşüne yer verildi.
EMO, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün
2002 yılındaki 31 bin 845 megavattan
2006 yılında 40 bin 538 megavata
çıktığını, ancak bu artışın yalnızca 3’te
1’lik bölümünün EPDK’dan alınan lisanslarla
faaliyete geçen özel sektöre
ait olduğunu bildirdi. Kurulu güç artışının
3’te 2’lik bölümünün yatırımları
yasaklanan, ancak geçmişten gelen
yatırımları devam eden EÜAŞ ve DSİ
projeleriyle sağlandığına dikkat çeken
EMO, “Ne yazık ki EÜAŞ’ın yatırım
portföyü bitmiş, DSİ’nin yatırım
portföyü de gelecek dönem elektrik
talebini karşılamayacak düzeylere
düşmektedir” uyarısında bulundu.
Yeni kurulacak hükümetin, bu karanlık
tablodan çıkış için yeniden kamu
inisiyatifiyle hareket ederek, 4628 sayılı
Yasa’yı derhal feshetmesi ve enerjide
bütüncül bir planlamayı gerçekleştirebilecek
bir yapıyı sağlaması gerektiği
kaydedildi.
Bu yazı Uncategorised kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir