Türkiye'deki Otomasyon Uygulamaları Hangi Konumda ?

Türkiye’deki Otomasyon Uygulamaları

Ülkemizdeki otomasyon uygulamalarına baktığımızda sürücüsüz taşıma araçları hariç, dünyada var olan her çeşit uygulamadan örnekler bulabiliriz. Ancak özellikle dikkat çeken husus tüm gelişmiş ülkelerde bu tür yatırımlar yapılırken hem teknik, hem ekonomik kriterlerin birlikte dikkate alınmasına karşın, ülkemizde yapılan pek çok yatırımda bu anlayışa uygun hareket edilmeyip, psikolojik etkiler altında kalınarak ve yalnızca teknolojik açıdan yaklaşılmasıdır. Örnek verebileceğimiz ERP yazılımları alanında ülkemizde adeta bir soygun yaşanmış ve şirketlerimiz milyonlarca doları, maalesef karşılıksız olarak yurtdışına aktarmışlardır. Bu tutar canlı uygulamaya geçme süreleri çok uzun süren ERP yazılımlarının hazırlık ve eğitim dönemi içinde yaşanan iş kayıplarını da kapsamamaktadır. Tipik yanlışlara yaygın bir örnek de CNC tezgahların kullanımıdır. Bugün açıklıkla bilinen gerçek bu makinaların ancak CAD/CAM sistemleri ile kullanılmaları halinde verimli olabilecekleridir. Ülkemizde ne yazık ki bu konuya da gereken önem verilmemekte ve pek çok CNC tezgah vardiyaların büyük kısmında boş bekletilmekte veya konvansiyonel tezgahlarla çok daha düşük birim maliyetlerle imal edilebilecek ürünler için kullanılmakta, dolayısıyla büyük kaynak israfı yaşanmaktadır.

Esasında tüm bu hataların gerçekleşmesinde teknoloji satın almada bilimsel yaklaşım olan Toplam Sahip Olma Maliyeti (İng. Total Ownership Cost) veya alternatif yöntem olan Toplam Yaşam Döngüsü Maliyeti (İng. Total Life Cycle Cost) yaklaşımlarının uygulanmaması da rol oynamaktadır. Otomasyon yatırımlarında önemli bir nokta uygulanan çözümlerin birbirlerinden kopuk, bağımsız şeklinde kullanılmasının işletmeye çok fazla yarar sağlamayacağını dikkate almak gereğidir. Yurtdışındaki başarılı örneklere baktığımızda otomasyon adaları olarak ifade edilen bu yetersiz uygulamaların daha fazla fayda, diğer deyişle sinerji yaratması amacıyla entegre edildiklerini görmekteyiz. Bu amaçla imalat düzeyinde kullanılan otomasyon sistemleri önce kendi aralarında biraya getirilmekte, sonra da imalat katmanı ile ofis/yönetim katmanında kullanılan otomasyon çözümleri olan ERP sistemleriyle birleştirildiklerini görmekteyiz.

Bir diğer önemli konu da bilgi yönetimini kolaylaştıran, hatta olanaklı kılan ve İngilizce Manufacturing Execution Systems; MES olarak anılan ve fonksiyonu imalat sistemlerinde bilgi yönetimi olan yazılım grubunun henüz ülkemizde kullanılmıyor oluşudur. Yine gelişmiş ülke endüstrilerine baktığımızda oralarda çok önceleri kullanılmaya başlanmış olan SCADA sistemleri ile toplanmış olan verilerin artık MES yazılımlarına aktarılarak enformasyona ve bilgiye dönüşmesinin sağlandığı ve doğru zamanda karar sürecinde kullanılmakta olduğunu görmekteyiz. Böylelikle imalata ilişkin kararlar hem zamanında, hem de gerekçeli olarak alınmakta ve karar kalitesi iyileşmektedir. Endüstriyel firmaların bilgi firmalarına dönüşümü olanağını sağlayan bu yazılım grubu ürünler firmalarımızın ecnebi rakipleri karşısında güçsüz kalmaktan koruyacaktır. Yine ülkemizde yapılan çok önemli makro bir yanlış da yurtdışı firmalara ihale edilmiş olan anahtar teslim tesis kuruluşlarında yurtiçinden güvenilir bir otomasyon firmasına gözetmenlik görevi verilmemesidir. Böyle yapıldığı takdirde hem ülke içi bilgi birikimimiz artacak, hem de sonraki projelerde yaşanacak döviz harcamaları azaltılmış olacaktır. Ancak büyük endüstriyel kurumlarımızın yerli firmalarımızın rahatlıkla yapabileceği işleri bile yabancı firmalara verme uygulamalarına yol açan hayranlıkları devam ettiği sürece bu işin önünün alınması uzak görünmektedir. Yine otomasyon yatırımları sırasında yaygın yapılan yanlışlardan bir tanesi de bu hızlı değişim ortamına rağmen değerlendirmelerin anlık olması, gelecekte ne gibi gereksinimlerin ortaya çıkabileceği hiç düşünülmeksizin karar verilmesidir. Bu davranış biçimi kısa zaman dilimleri sonrasında işletmeleri köşeye sıkıştırmakta, ya ilk yatırımlar ekonomik ömürlerini tamamlanmadan değiştirilmekte, ya da yetersiz, hatta zararlı hale gelmiş çözümler bile bile kullanılmaya devam edilmektedir. Her iki halde de sonuç ulusal kayıptan başka bir şey değildir.

Bu yazı Uncategorised kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir