Skip to content
Ayarlar
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size

 

PLC EĞİTİM DVD LERİ  2 ADETTİR

. 1.DVD PROGRAMLAR(WinCC,MicroWİN,Delta,Siemens) 2.DVD EĞİTİM DÖKÜMANLARI VE VİDEOLAR

 

1-Hiç kod asm,c ..vb bilmenize gerek yok 2-Akış diyagramı ile kolayca program yazma 3-Güç bağlantısını USB Bilgisayardan alır 4-Programlama cihazına ihtiyaç yoktur direk Bilgisayardan oluşturduğunuz  hex dosyasını yüklüyorsunuz. 5-isterseniz robotunuzuzun kalbi isterseniz makinenizin beyni olur.

 

You are here: SATIŞ arrow KONULAR arrow Teknik Yazılar arrow ENERJİ SEKTÖRÜNDE LİBERALLEŞME ve TÜRKİYE ÖRNEĞİ
ENERJİ SEKTÖRÜNDE LİBERALLEŞME ve TÜRKİYE ÖRNEĞİ Print E-mail
ENERJİ SEKTÖRÜNDE
LİBERALLEŞME ve
TÜRKİYE ÖRNEĞİ


Derleyen - Gültekin TÜRKOĞLU


1. GİRİŞ
Ekonomik ve sosyal yaşantımızın vazgeçilmez unsuru olan enerji
sektörüne ait politikaların, ekonomi politikaları ile paralellik gösterdiği
bilinen bir gerçektir.
Bilindiği gibi II. Dünya Savaşı sonrası dönem, kapitalist sistemin yeniden
yapılandığı imar ve inşa dönemidir. Bu dönemin en temel özelliği devletin
ekonomik ve sosyal yaşamda düzenleyici rol üstlenmesidir.
Ekonomide New Deal Politikaları ile şekillenen bu rol doğrultusunda
devlet, bir yandan üretim ve fiyat politikaları, diğer yandan da vergi
politikaları ile sermaye birikimini ve gelir dağılımını düzenlemiştir. Ulus
devlete, sosyal devlet misyonu yükleyen bu yeni yapılanma süreci, ekonomi
politikaları açısından ülkenin gelişmişlik düzeyine göre farklılıklar
göstermiştir. 1960’lı yılların ortasından itibaren verimlilikle birlikte karların
artış hızlarındaki düşme netleşmeye başlamıştır. Sermaye birikiminin
daralması anlamına gelen bu gelişmeyle kapitalist sistem yüz yılın en
uzun süreli kriz dalgasına girmiştir. Krizin çekirdeğinde sermaye birikimi
yetersizliği yattığından, krizin aşılması sermayenin özgürleşmesini, yani
en çabuk, en kolay nemalanacağı alana girip çıkabilme olanaklarının
yaratılmasını, yani küreselleşmesini gündeme getirmişir.
Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse,sistemin özünü sermaye
birikimi oluşturduğundan sorun sermayenin sorunudur ve karların artış
hızının yükseltilmesiyle ilgilidir. Dolayısı ile sorunun çözümü, sermayenin
girdiği ülkede, üretimden pazarlamaya kadar, mülkiyet edinme de dahil
olmak üzere hiçbir sınırlama ve denetimle karşılaşmamasına bağlıdır.
Bu serbestleşmenin gerçekleşmesi de ülke ekonomisinden siyasasına
kadar her alanda kuramsal ve kurumsal düzenlemeleri zorunlu kılmaktardır.
(1)
40 elektrik mühendisliği
İşte bu yeni anlayış doğrultusunda
1980’li yıllarda şekillenen yeni
ekonomik model, liberalleşme
adıyla anılmaktadır. Libareleşmeyi
finans piyasalarında, sermaye
piyasalarında ve ticarette devlet
müdahalesinin ortadan kaldırılması
şeklinde de özetleyebiliriz.
2. DEĞİŞEN
ELEKTRİK ENERJİSİ
POLİTİKALARI
1900’den önce Amerika’da birçok
şehir ve kasabanın elektrik şebekelerinin
mülkiyeti Belediyelere aitti.
1933’de Başkan Roosevelt elektrik
sistemini geliştirmek amacıyla bir
kamu iştiraki olan Tennessee Valley
Authority’i (TVA) kurdu. Arkasından
1935’de The Federal Public
Utility Holding Company (PUCHA)
yasası parlementoda kabul edildi.
Bu yasanın amacı elektrik sektöründe
tröstleri kırmaktı. Bunun sonucu
olarak elektrik faturalarında
ülke genelinde %14 oranında bir
ucuzluk yaşandı.
1950-1960 arasındaki dönemde
özel sektör sahipliğindeki elektrik
şirketleri devletin düzenlediği (regule)
bir sistem içerisinde elektriği
makul bir fiyatla satmakta başarılı
oldular.
elektrik mühendisliği 41
1973 petrol krizinden sonra artan
petrol fiyatları nedeniyle elektrik
üretiminin finans yoğun nükleer
santrallara kayması ile elektrik
fiyatlarında bir artış görülmeye
başlandı.
1980’li yılarda, Reagan’ın Başkanlığı
döneminde ekonomide deregülasyon
dönemi başladı. Uçak
sanayii, doğal gaz, petrol, finans
hizmetleri ve telekomünikasyon
sektörleri deregülasyon uygulamasında
başı çektiler.
1990’lı yıllarda elektrik sektöründe
de deregülasyon uygulamasına
geçildi. 1992’de kabul
edilen elektrik yasası ile regüle
edilmiş kuruluşların elektrik iletim
hatlarının diğer şirketlerin de
kullanımına açılmasıyla elektriğin
ülke genelinde ticaretine olanak
sağlandı. 1992’de kabul edilen bu
yasa, elektrik sektöründe piyasa
mekanizmasına dayalı bir politika
değişikliğinin öncüsü sayılır.
1996’da The Federal Energy Regulator
Commission (FERC) elektrik
toptan satış piyasasını büyük
ölçüde deregüle etti. California
bu yeni modelden yararlanan ilk
eyalet oldu. Deregülasyon uygulamasında
California’yı 42 ABD
eyaleti izledi.
Amerika dışındaki serbestleşme
hareketlerine gelince İngiltere’yi
bu konuda öncü olarak görmekteyiz.
İngiltere’de Teacher hükümeti
1980’li yıllarda ekonomide
özelleştirme hareketini başlatmış,
endüstrideki kamu mülkiyetini büyük
ölçüde özelleştirmiştir. Buna
paralel olarak nükleer santrallar
dışındaki tüm elektrik sistemi de
özelleştirilmiştir. İngiltere’yi Avustralya
izlemiştir.
Bu yıllarda Dünya Bankası ve
İMF’in ,borç yüküne haiz az gelişmiş
ülkelerin elektrik endüstrisini
de içeren kamu hizmetlerini yabancı
yatırımcılara açmaya zorladığını
görmekteyiz. Bu amaçla,
az gelişmiş ülkelere sağlanan
özellikle deregülasyon konuları
ile ilgili Dünya Bankası yapısal
reform kredilerinin toplam krediler
içindeki oranı 1986’da %13 iken
1992’de %59, 2000 yılında %70
seviyesine yükselmiş ve 1990’lı
yıllarda gelişmekte olan 76 ülkenin
elektrik sektörüne toplam 187
milyar dolar akıtılmıştır.
Bu çabaların sonucunda özelleştirme
hareketi Latin Amerika’da dört misli,
Güney ve Güney Doğu Asya’da
üç misli artış göstermiştir.1990’lı
yallarda 42 Afrika ülkesi elektrikte
özelleştirme hareketi başlatmıştır.
Elektrik sekötünde gerçekleştirilen
veya gerçekleştirilmeye çalışılan
bu özelleştirme ve serbestleştirme
politikaları birçok ülkede başarılı
olamamış, örneğin Soweto’da
(Güney Afrika) abonelerin %61’i
artan elektrik faturalarını ödemeyedikleri
için elektrik bağlantılarını
kapattırmak zorunda kalmışlardır.
Bir zamanların ucuz elektrik
ülkesi Brezilya yabancı elektrik
şirketlerinin elinde 2001 yılında
elektrik kesintleri ile karşı karşıya
kalmıştır. Özelleştirmeyi takiben
Rio de Janerio’da elektrik fiyatları
%400 artmış, sektörde çalışanların
%40’ı işlerini kaybetmişlerdir.
Görüldüğü gibi serbestleşme ve
özelleştirme politikalarının her
ülkede ve her şartta başarılı olduğunu
söylemek olanaklı değildir.
1999 tarihli ABD Enerji Bakanlığı
raporunda, deregülasyon uygulamları
sonucunda ülke elektrik
sistemi alt yapısının zaafiyete uğradığı
vurgulanmaktadır.Çünkü,
deregüle sistemde idame ve yenileme
yatırımları için yeterli tahsisat
ayrılmamaktadır. Bu nedenle deregülasyon
uygulamasını takip eden
yıllarda California krizinden sonra,
Newyork City, Chicago, Long Iceland,
New-Jersey, New-England
ve Teksas’da sistem oturmaları
(black-out) meydana gelmiştir.
Deregülasyon ve özelleştirme sürecinde
dünyanın çeşitli bölgelerinde
ortaya çıkan sistem oturmalarında,
California krizinde ve ENRON’un
çöküşünde, deregülasyon ve
özelleştirme uygulamalarının,
etik şartları dışlayarak çılgınca bir
sermaye birikimi çabası içermeleri
önemli ölçüde rol oynamıştır. (2)
AB ülkelerinin durumuna gelince;
AB’nin yukarıda açıklanan dünyadaki
gelişmelerden ders alarak
42 elektrik mühendisliği
daha dengeli ve gerçekci bir politika
izlediğini görmekteyiz.
1996 tarih ve 92 nolu ortak elektrik
piyasaları direktifi tüm AB ülkelerini
bağlayan önemli bir çerçevedir.
AB Elektrik Direktifi, üye ülkelerde
şebekeye erişim rejimi için çeşitli
opsiyonlar belirlemektedir. Elektrik
Direktifi uyarınca, genellikle Haziran
1999’da başlayan serbestleşme
sürecinde, 2003 yılı itibarıyla
Almanya, Avusturya, Danimarka,
Finlandiya, İngiltere, İspanya ve
İsveç elektrik piyasalarının tamamını
rekabete açmışlardır. İngiltere
iletim ağını özelleştirmiş, dağıtım
ağını ise 12 bölgesel dağıtım şirketine
paylaştırmıştır (Daha sonra
şirket birleşmeleri sonucu 12 dağıtım
şirketi 4’e düşmüştür).
İngiltere serbestleşmeyi özelleştirme
yoluyla gerçekleştirmiş, piyasayı
rekabete açmıştır. Norveç’in
rekabet anlayışı ise İngiltere’den
farklıdır. Norveç, iletim ve üretimi
ayırmış ancak kamu mülkiyetini
korumuştur. Fransa ise biçimsel
yükümlülüklerini yerine getirmekte,
ancak serbestleşme konusunda
ayak sürümektedir .Almanya elektrik
arz sanayini 1998’de birdenbire
ve tamamen serbestleşmiştir.
Özetle, Avrupa’da uygulanan tek
bir serbestleşme modeli yoktur.
Elektrik piyasasının serbestleşmesi
konusundaki AB direktifinin
ulusal uyarlamaları (yorumları)
söz konusudur. Ayrıca tek elektrik
pazarı direktifinin de hayata
geçirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle AB’nin odak noktası
elektrik ve doğal gaz piyasalarında
ortak kurallara kaymıştır.
Sonuç olarak denilebilir ki, elektrik
piyasalarında serbestleşme
ve özelleştirmeyi gerçekleştirmek
isteyen ülkelerin buna yönelik reformları
yaparken diğer ülkelerin
deneyimlerinden yararlanmaları
mümkün olmakla beraber, özellikle
gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş
ülkeleri model alıp onların reformları
ile deneyimlerinden yararlanmaları
konusunda ihtiyatlı davranmaları
gerekir. Zira hangi model
esas alınırsa alınsın bu şekilde bir
reformun temel amacı ülkenin özel
ihtiyaç koşullarına yanıt verecek bir
düzenleme yapılması olmalıdır. Bu
da ülkenin ekonomik ve siyasal koşulları
ile büyük ölçüde ilişkilidir. Bu
bağlamda yapılacak geçerli bir çalışma,
ancak konunun yeterli bir
zaman içerisinde yapılacak geniş
kapsamlı bir tartışma ortamında
gerçekleştirilmelidir.(3)
3. TÜRKİYE ÖRNEĞİ
3.1. DEĞİŞEN ELEKTRİK
ENERJİSİ POLİTİKALARI
Ülkemiz elektrik ile ilk defa 1902
yılında Tarsus’ta tanıştı.
1914 yılında Belçikalı Sofina şirketi
tarafından Silahtarağa santralı kuruldu
ve İstanbul’da sarayın aydınlatılması
ile şehrin bir bölümüne
elektrik dağıtımı gerçekleştirildi.
1923 yılında yalnızca İstanbul,
Adapazarı, Tarsus elektrikten
yararlanabilmekteydi. Kurulu gücümüz
33 MW, üretimimiz ise 45
Gwh idi.
Cumhuriyetle birlikte elektriklendirme
faaliyetleri hız kazanmış, 1930
yılına kadar Ankara, Adana, İnebolu,
Artvin, Trabzon, Mersin, İzmir,
Sivas, Aksaray, Konya, Avyalık,
Bursa, Malatya, İzmit, Kütahya,
Kayseri, Nazilli, Kırkağaç, Antalya,
Afyon, Kırklareli, Samsun, Çorlu,
Giresun, Eskişehir, Ordu, Bafra,
Bandırma, Biga, Milas, Balıkesir,
Kasmatonu, Tekirdağ şehirleri
elektriğe kavuşturulmuştur.
O yıllarda ülkemizde sermaye ve teknik eleman yetersizliği nedeniyle
elektriklendirme faaliyetleri, yabancılara imtiyazlar verilmek suretiyle
gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu yıllarda, yabancı şirketlerle yaşanılan
fiyat ve yatırım sorunları nedeniyle birçok kamu ve özel sanayi kuruluşunun
elektrik enerjisi ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamak yoluna gittiklerini
görüyoruz. Kırıkkale MKE fabrikası, Gölcük Tersanesi, Uşak, Turhal Şeker
Fabrikaları, Kozlu EKİ İşletmesi, Bursa Sümerbank Fabrikası, Sivas TCDD
Fabrikası, Karabük Demir Çelik tesisleri ile İzmit SEKA tesisleri bu konuda
önde gelen kuruluşlardır. Bu kuruluşlar ürettikleri elektrik enerjisinden
kendi ihtiyaçları dışında, bulundukları şehirlerin de elektrik ihtiyaçlarını
da karşılamışlardır.
Kamu kuruluşlarının elektrik üretimindeki faaliyetleri bu şekilde gelişirken,
yabancı şirketlerin imtiyazları da 1939 yılında geri alınmış ve tesisleri
devletleştirilmiştir.
Elektrik şirketlerinin imtiyazları geri alındıktan sonra bu hizmetler, önce
Bayındırlık Bakanlığı’na, bir yıl sonra da Belediyelere devredilmiştir. Diğer
Belediyelerden ayrı olarak özel
yasalarla İstanbul’da İETT, Ankara’da
EGO, İzmir’de ESHOT Genel
Müdürlükleri kurulmuş ve bu illerin
elektrik hizmetleri yanında toplu
ulaşım su ve gaz hizmetleri ile de
bu kuruluşlar görevlendirilmiştir.
Elektrik hizmetlerinde kamunun
görev alması ile sektörde yeni bir
yapılanmaya gidilmiştir.
• 1933 yılında Nafına Vekaleti
Şirketler ve Müesseseler Reisliği
(bugünkü Enerji İşleri Genel
Müdürlüğü),
• 1935 yılında Elektrik İşleri
Genel Direktörlüğü (EİE),
• 1936 yılında Etibank Genel
Müdürlüğü ile Maden Tetkik
Arama Enstitüsü (MTA),
• 1941 yılında İller Bankası
Genel Müdürlüğü,
• 1954 yılında Devlet Su İşleri
Genel müdürlüğü (DSİ),
• 1954 YILINDA Çukurova
Elektrik AŞ (ÇEAŞ),
• 1956 yılında Türkiye Kömür
İşletmleri Genel Müdürlüğü
(TKİ),
• 1960 yılında KEPEZ ve civarı
Elektrik AŞ (KEPEZ AŞ),
• 1970 yılında Türkiye Elektrik
Kurumu (TEK) kurulmuş,
• 1982 yılında kabul edilen
2705 sayılı yasa ile Belediyelerin
işletmekte olduğu elektrik
dağıtım şebekelerinin mülkiyeti
ve işletmesi TEK’e devredilmiştir.
Bu yeniden yapılanma sonucunda,
elektrik hizmetlerinde büyük projeler
gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
1948 yılında 3x20 MW gücünde
Çatalağzı termik santralı Etibank
tarafından kurularak işletmeye
açılmış, bu santralın üretimi 66 kV
enerji nakil hatları ile Karadeniz
Ereğlisi ile Karabük’e kadar iletilerek
Zonguldak kömür havzası ve
demir çelik tesisleri beslenmiştir.
1950 başlarında yine Etibank
elektrik mühendisliği 43 tarafından Sarıyar Barajı hidroelektrik
santralı inşa edilmiştir.
1955 yılında Çatalağzı Santraıl bir
misli tevsi edilerek artan elektrik
üretimi, Karadeniz Ereğlisi ile İstanbul
arasında inşa edilen 154
kV enerji nakil hattı ile İstanbul’a
nakledilmeye başlanmıştır. Bunu
birbiri ardı sıra inşaa edilen termik
ve hidroelektrik santrallar izlemiş,
yüksek gerilimli elekrik iletim sistemi
400 kV seviyesine yükseltilmiştir.
Bu dönemde bütün köyler
ve kasabalar elektriklendirilmiş,
bütün iller enterkonnekte sisteme
bağlanmıştır.
1984 yılında kabul edilen 3096
sayılı yasa ile TEK’in tekel hakkı
kaldırılmış, yerli ve yabancı özel
sektöre TEK’in dışında elektrik
üretim, iletim ve dağıtım tesisleri
kurup işletme ve satış hakkı tanınmıştır.
Böylece elektrik yatırımlarının
gerçekleştirilmesi sürecinde
kamunun finansal yükünün azaltılması
amaçlanmıştır. Özel sektörün
bu yasa çerçevesinde elektrik
yatırımlarını gerçekleştirebilmesi
için yap-işlet-devret (YİD), yapişlet
(Yİ), işletme hakkı devri (İHD)
adıyla anılan finansman modeleri
uygulanmıştır.
1990’lı yıllara gelindiğinde, ekonomi
alanında uygulanmaya başlanan
liberalleşme politikaları elektrik
sektörünü de etkisi altına almıştır.
Önceki bahislerde anlatılan elektrik
sektöründeki liberalleşme
hareketine, 2001 yılında ülkemiz
de katılmıştır.
Liberalleşmeye geçişle birlikte
TEAŞ üretimde EÜAŞ, iletimde
TEİAŞ, satış hizmetlerinde TETAŞ
olmak üzere üçe bölünmüştür.
20 Şubat 2001 tarihinde kabul edilen
4628 Sayılı Elektrik Piyasası Yasası
ile elektrik sektöründe piyasa
44 elektrik mühendisliği
modeline geçilmiştir. Bu model ile
“elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli,
düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu
bir şekilde tüketicilerin kullanımına
sunulması için, rekabet ortamında
özel hukuk hükümlerine göre faaliyet
gösterebilecek mali açıdan
güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik
piyasasının oluşturulmasının ve bu
piyasada bağımsız bir düzenleme
ve denetimin sağlanması’’ amaçlanmıştır.
“Serbestleşmenin temel amacı,
sektörde etkinliğin artırılması, buna
bağlı olarak fiyatların düşürülmesi
ve sonuçta tüketiciye düşük
maliyetli ve daha kaliteli hizmet
verilmesi olarak özetlenebilir. Bu
hedef akıldan çıkarılmadığı sürece,
sektörde izlenmesi gerekli reform
sürecinin aşamalarının daha açık
olarak ortaya çıkarılması ve özelleştirmenin
mi yoksa serbestleşmenin
mi daha öncelikli olduğu
sorusuna cevap vermek mümkün
olabilir. Burada önemli olan elbette
varılmak istenen sonuçtur. Aslında
4628 Sayılı Elektrik Piyasası Yasası
da temel hedef olarak sektörde
serbestleşmeyi öngörmektedir.
Ancak serbestleşme ile özelleştirme
deyimleri ülkemizde eş anlamlı
olarak kullanıldığından kavram
kargaşasına neden olmakta ve bu
kargaşa da bizi bu hedefe ulaşmada
yanlış stratejik kararlar almaya
götürebilmektedir.” (4)
Serbestleşmenin salt özelleştirme
olarak ele alınmasının doğuracağı
diğer olumsuzlukları da göz ardı
etmemek gerekir. Örneğin, gerek
üretim gerek dağıtım tesislerinin
içerisinde özelleştirilmesi mümkün
olmayabilecek tesisler de olabilecektir.
Bunları kamu kuruluşlarının
işletmeye devam edeceği şüphesizdir.
Ayrıca arz güvenilirliğini sağlayabilmek
için özel kesimin benimsemediği
ve/veya gerçekleştirmediği
üretim ve dağıtım yatırımlarını
kamunun gerçekleştirmesi kaçınılmaz
olacağına göre ülkemizde
elektrik sektöründe daha uzunca
bir süre kamunun yer alması gerekecektir.
Bu nedenle şimdiden
kamunun gelir getiren tesislerini
elinden alarak onları mali ve teknik
açıdan güçsüz bırakmak, ileride
arz güvenilirliğini sağlamada
büyük sorunlar yaratacaktır. Bu,
ayni zamanda elektrik piyasasında
kamu şirketleri aleyhine haksız bir
rekabeti de doğuracaktır.
Serbestleşme ile elde edilmesi hedeflenen
ucuz enerji öncelikle sistemde
yer alan oyuncuların serbest
rekabeti sonucu sağlanabilir.4628
sayılı yasa öncesi sistemde yer
alan uzun süreli alım garantili Yİ
ve YİD santrallerinin bu garantileri
devam ettiği sürece üretimde rekabet
sağlanamamaktadır. Dağıtım
sektöründe rekabet, strateji belgesi
ile 2011yılına ertelenmektedir.
Rekabet şartları sağlanmadan
dağıtım tesislerinin öncelikle özelleştirilmesi
sahiplik değişiminden
başka bir anlama gelmeyeceği gibi
üretimde rekabet sağlanmadan
dağıtım tesislerinin özelleştirilmesi
ile elektrik fiyatlarında ucuzluk da
sağlanamayacaktır.
Özellikle gelişmekte olan birçok
nedenle, gelişmekte olan ülkelepahalı
ve karmaşık bir iştir. Bu
dizayn etmek ve uygulamak çok
Çünkü, bu amaca yönelik reformu
Pazar reformları uygun olmayabilir.
ülke için parakende rekabete dayalı
rin çoğunluğunda bu reformlar
için yapılan özelleştirmeler gerek
özelleştirme sonucu bu tesislerin
yeni sahipleri gerekse tüketiciler
için hiç de iyi bir deneyim olmadı. Bu olumsuz deneyimi önlemek için
özel aktörlere getirilen daha ileri
regülasyonu içeren yeni politika
eğilimlerine , geri adım veya Pazar
reformunu ve rekabetin faydalarını
inkar etmek şeklinde bakılmamalıdır.
Burada sorulması gereken
soru, toptan satış pazarı olsun
veya olmasın Pazar reformlarına
üretim kesiminden mi veya daha
büyük ve daha erken bir fayda sağlamak
için dağıtım kesiminden mi
başlanılması olmalıdır. Bu soruya
verilecek cevap üretim kesimi olacaktır.
Zira, üretim toplam elektrik
maliyeti içerisinde daha büyük bir
paya sahiptir. Buradan çıkarılacak
sonuç, reformlara en basit ve en
kolay çözüm sağlanacak kesimden
başlanması olmalıdır.
Bütün bu söylediklerimizden
açıkça görüleceği gibi, 4628 sayılı
yasa, ülke gerçekleri ile çelişmeyen
ve yasada belirtilen hedeflere
ek olarak büyümeyi de içerecek,
işletilebilir bir serbestleşmeyi sağlayacak
şekilde revize edilmesi
zorunludur. Bu revizyon zorunluluğu
“Elektrik Enerjisi Reformu ve
Özelleştirme Strateji Belgesi”nde
de kabul edilmiştir.
Bu revizyonu yaparken AB 96/92
sayılı Elektrik Direktifine 2003 yılında
eklenen ve bizim yaşadığımız
sorunlara çözüm getirebilecek
aşağıdaki hükümleri hatırlamakta
yarar vardır.
Üye devletlerin hemen tamamının
mevzuatında ulusal enerji
kaynaklarının korunmasına ilişkin
hükümler vardır.
Direktifte, üye devletlerin arz güvenliği,
kalitesi, fiyatı ve çevrenin
korunması gibi konuları dikkate
alarak elektrik hizmetlerini kamu
hizmeti olarak düzenleyebilecekleri
belirtilmiştir. Bu konularda yapılacak
düzenlemelerin açık, şeffaf,-
ayrımcılığa sebebiyet vermeyecek
şekilde olması gerekmektedir.
Üye devletlerin kamu hizmeti yükümlülükleri
çerçevesinde uzun
dönemli taahhütler talep etmesi
ve buna bağlı planlama yapması
mümkün olabilecektir. Dolayısıyla
üye devletlerin uzun dönemli planlama
yapabilmeleri ve zorunlu kapasite
belirleyebilmelerine olanak
tanınmaktadır. Bu çerçevede üye
devletlerde yapılan düzenlemeler,
devletin belirli üretim şekillerine ve
miktarlarına müdahale edebilmesine
olanak tanımaktadır.
Üye ülkelerin kamu hizmeti olarak
tanımladıkları alanları bildirmeleri
üzerine komisyon, bu gerekçe ile
ön görülmüş olan sınırlamaların ölçülü
ve topluluk hukukuna uygun
olup olmadığını inceleyecektir.
Bu konularda yapılacak düzenlemelerin
açık, şeffaf, örneğin bir
dağıtım şirketinin ayni nitelikte olan
müşterilerinin hepsine ayni fiyattan
enerji temin etmesi gibi ayrımcılığa
sebebiyet vermeyecek şekilde hareket
etmesi gerekmektedir.
Üye devletlerin, kamu teşebbüslerine
ve kendisine özel haklar bahşedilmiş
olan özel teşebbüslere de
rekabet kurallarının uygulanmasını
öngören Roma Andlaşması 86.
maddesi karşısında, bu hizmetlerin
kamu teşebbüsleri tarafından
görülmesi veya bu hizmetlerin
görülmesi bakımından özel teşebbüslere
ayrıcalıklı haklar tanınması,
onların sadec bu nedenle rekabet
kapsamı dışına çıkabilecekleri anlamına
gelmeyecektir.
Üretim faaliyetleri bakımından
Direktif, yönlendirme ve ihale
yolu olmak üzere iki ayrı usül
öngörmektedir. Bu usüllerden
hangisi belirlenmiş olursa olsun,
uygulamanın şeffaf ayrımcılığa
neden olmayacak şekilde ve
objektif kriterlere dayalı olması
gerekmektedir.
Elektrik üretimi için lisans almak
üzere başvuran ve bu başvurusu
kabul edilmeyen bir şirkete bu
kararın gerekçesi bildirilmeli ve
ilgili şirkete bu karar aleyhine
yargı yoluna gidebilme olanağı
tanınmalıdır.
Direktif, üye devletlerin farklı hukuki
amaçlar kullanılmasına olanak
tanıyarak bu uygulamalar sonucunda
elektrik piyasalarının serbestleştirilmesini
öngörmektedir.
elektrik mühendisliği 45 3.2 4628 Sayılı Yasa’nın Revizyonunda Göz Önüne
Alınması Gereken Hususlar
• Tarihsel gelişiminden de görüleceği gibi, gelişmiş ülkeler elektrik
alt yapılarını tamamladıktan, elektrik tüketiminde bir bakıma doyuma
ulaştıktan sonra piyasa modeline geçmişlerdir. Zira bu model büyümeden
ziyade elektriğin ticaretine yöneliktir. Oysa, bizim gibi elektrik
sektöründe yeni yatırımlara gereksinimi olan gelişmekte olan ülkenin
büyümeye, dolayısıyla yeni yatırımlara ihtiyacı devam etmektedir.
• Elektrik yatırımlarının gerçekleştirilmesinde planlamaya olan gereksinimin
kaçınılmaz olduğu gelişmekte olan ülkelerin elektrik piyasası
yasalarında her şeyden önce büyümeye ve planlamaya verilen önem
açıkca vurgulanmalıdır.
• Ayrıca, serbest rekabetin esas olduğu piyasa düzeninde işlerliği sağlayabilmek
için bu rekabeti önleyen önceki YİD ve Yİ sözleşmelerindeki
alım ve fiyat garantilerini kaldıracak bir çözüm mutlaka üretilmelidir.
• Özel ve kamu kesiminin bir arada olduğu ve bir süre olmakta da
devam edeceği açık olan elektrik piyasamızda görev alan kamu kuruluşlarının
da özel kesimdeki rakipleri ile serbestçe rekabet edebilmeleri
için yeniden yapılandırılmaları ve bu rekabeti sağlayacak olanaklara
kavuşturulmaları şarttır.
• Bugün ülke elektrik üretiminin yaklaşık %40’a ulaşan özel kesimin
elektrik üretimi, satış ve fiyat garantisine sahip olduğundan piyasanın
serbestleşmesinin ve rekabetin sağlanmasının önündeki en büyük
engeli teşkil ettiği kabul edilmektedir. Enerji yönetimi yetkilileri, YİD
ve Yİ sözleşmeleri sahiplerinin bu garantilerin kaldırılmasını kabul
etmediklerini söylemektedirler. Bu durumda, bu sözleşmelerdeki
garantilerin sona ereceği sürelere paralel olarak sistemin kısmen
ve aşama aşama serbestleşmeye açılması kabul edilmeli, toptan ve
perakende satış hizmetleri ile özelleştirmenin kural ve hedefleri buna
göre düzenlenmelidir.
5. Türkiye’de Enerji Dinamikleri
Dünya Enerji Konseyi Türk Milli
Komitesi, Aralık 2004
46 elektrik mühendisliği
• Özel kesimin yanında kamu
üretim kuruluşunun da serbest
piyasada rekabet koşulları
içinde çalışabilmelerine olanak
tanınmalıdır.
• Sektördeki özelleştirme uygulamaları,
özelleştirme sonucu
işlerini kaybeden personele
yeni iş sahaları hedefleyen makro
ekonomik programların bir
parçası olarak ele alınmalıdır.
• Kamu üretim ve dağıtım
kuruluşlarının, özel kesimin
benimsemediği, fakat ülke
çıkarları ve arz güvenilirliği
nedeniyle yapılması gereken
yatırımları gerçekleştirebilmesi
ve işletmekle yükümlü olduğu
tesisleri işletebilmesi için gerekli
olan mevcut gelir kaynaklarının
özelleştirme ile ellerinden
alınması ileride giderilmesi güç
problemler doğurabilecektir.
• EÜAŞ ile TEDAŞ mülkiyetindeki
üretim ve dağıtım tesislerinin
‘’varlık satışı yoluyla özelleştirilmesi’’
yöntemi Yüksek Yargı
tarafından da benimsenmemiş
olup, yerleşmiş yargı kararları
çerçevesinde bu yöntemle
özeleştirme seçeneği yeni
hukuksal tartışmalara neden
olacak ve büyük olasılıkla yargı
tarafından iptal edilecektir.
• Piyasa aktörleri arasına tüketici
kuruluşları da alınmalıdır.
KAYNAKÇA
1. Prof.Dr.Türker Minibaş İleri
Dergisi Mayıs-Haziran 2001
2. Prof. Sharon Beder Power
Play- The fight to control the
World Electricity
3. UPAV – AB Enerji Politikası ve
Türkiye Raporu, Mayıs 2004
4. Dr. Esat Serhat Enerji Dünyası

 
< Prev   Next >

PLC EĞİTİM DVD LERİ  2 ADETTİR

. 1.DVD PROGRAMLAR(WinCC,MicroWİN,Delta,Siemens) 2.DVD EĞİTİM DÖKÜMANLARI VE VİDEOLAR

Advertisement

Web Siteni Ekle

blogtan

Elektro Teknoloji

Giriş Formu






Lost Password?

Your Cart Module

Show Cart
Your Cart is currently empty.

Popüler

Free Page Rank Tool